Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Basitleş! Bak Mutlu Olacaksın Diyorum..

Tanıdığım çoğu insan çok mutsuz çünkü otta-bokta anlam arıyor, sürekli sorguluyoruz hayatı. Ne de olsa farkındalığımız yüksek, yükselttiler. İnternet sitesi kurma işiyle uğraşanlar bilir; ne kadar çok sorgu o kadar yavaş açılan site... Dümdüz yaşamak lazım biraz. Bu her şeyde anlam arama meselesi biraz karışık. Bizi bu hale getirenlerin nihai amacı da daha ideal bir insan yaratmak değil. Onlar mükemmel tüketiciyi oluşturmanın peşinde. Anlam arayan, farkındalık oluşturan, farklı olma ihtiyacından kaynaklı para harcayan mükemmel tüketici... Bir arkadaşım "bana maneviyat lazım" dedi, önce cami gezdi sonra yogaya sardı. İyi gelir sandı, gelmedi ama pantolonu-minderi-kursu-kampı tonla para harcadı.  Eskiler bunalınca pikniğe gider çizgili pijama-atletle otururlardı. Masraf dediğin bakkaldan alınan naylon toptu. Artık çocuklar bile psikologa gidiyor, 8 yaşındaki sabiye Prozac yazıyorlar utanmadan! Mutlu olmaya kafayı takanların hepsi çok dertli. Bataklık gibi hayat. Özetini Sagopa ...

Düşman mısın? Dost mu? // Zaman..

     Kontrol etmeyi seversin değil mi? Elinden geldiği kadar her şeyi. Her şey kontrolün altında olsun istersin. Çünkü bu duygu sana güven verir, kendini ılık denizlere bırakmış, konfor alanını yaratmış olursun. Ancak sen hala böyle düşünüyorsan, şişko kadın henüz sahneye çıkmadı ve son sözü söylemedi demektir. O son sözü bugün bizim içimizden birisi söylesin. Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar. Ne güzel söylemiş değil mi?  Ne içindeyim zamanın,  Ne de büsbütün dışında; Yekpâre, geniş bir ânın Parçalanmaz akışında.  Kendini ne kadar güçlü hissetsen de elde edemeyeceğin o ele avuca sığmaz şey bir yolunu bulur ve sana varlığını bazen acı bazen çok anlamlı şekilde hissettirir. İşte onun adı "Zaman"dır.       Sabah alarmı ile gözlerini açıyorsun, kimilerine göre geç kimilerine göre erken. Aynı hızda akşam tekrar yatıyorsun ve çoğu zaman bitkin. Günlük hayatın o kadar planlı ve tanımlı hale gelmiş durumdaki zaman kavramı senin için iki a...

İstediklerim benim, istemediklerim sizin olsun.

         Bir insanı bir konuda ikna etmek istiyorsan, tam bu noktada Dale CARNEGİE 'Ona hayır diyemeyeceği üst üste rutin üç soru sorun(Hava ne kadar sıcak değil mi?) ve onun evet demesini sağlayın, iletişimi elinize aldıktan sonra istediğiniz herhangi bir şeye evet demesi olasılığı artacaktır' der.       Bazen, bazı durumlarda işler yukarıdaki kadar kolay olmayabilir. Hangi yaşta olursak olalım, insan istediğini elde ettiği zaman mutlu olur. Uzun süre istenmedik şartlar ve istemediği durumlara maruz kalan insanlarda ise tam aksine mutsuzluk hakim olur.      Şimdi gelelim bugünkü baş ağrımıza, bir insanı nasıl etkiler, nasıl ikna ederim?    -İlk olarak somurtkan insanlar hayata 1-0 geride başlar. bu nedenledir ki olabildiği kadar GÜLÜMSE. Bu demek değil her ortamda ağzımız kulaklarımızda gezelim. Hafif bir tebessüm eder gibi dudağımızın havaya kalkması bize bir çok kapı açabilir.     -Diğer önem...

Tahterevallide Hayatlar(Bipolar Bozukluk)

     İnsan vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürl!                  8 yaşında evinizin yakınındaki parkta oyun oynadığınızı düşünün. Salıncak, kaydırak, tahterevalli gibi bir sürü alet arasından her insanın bir tercihi vardır. Bugün biz tahterevalliye biniyoruz ve karşımızdaki kişinin beynimizin içi olduğunu düşünüyoruz. Emin olun her defasında ya biz ağır geleceğiz ya da beynimiz. Eğer bedenimiz ağır geliyorsa duygularımızın kelepçesini kırmak daha kolay hale gelir. Beynimiz ağır basıp bizi etkisi altına aldığında yapacağımız herhangi bir hareket tahterevalliden inmemize yardımcı olmayacaktır. Bu metafordaki asıl amaç insanın her zaman için ruh hali ve beyin dengesini sağlamakta zorluk çekmesi. Ancak her insan kendi hayatına dair çeşitli maskelere sahip olduğu için değişen duygu durumlarını absorbe edebiliyor. Gelişen ve değişen dünyamızda insana etki eden uyarıcılar arttığı için psikolojik rahatsızlıklar gittik...

Boşverememişler dünyası OKB..

     'Lütfen bana kötü davranma' dedi.     'Biz bize kötü davrananları seviyoruz' diye karşılık verdi diğeri.     28 yaşındaydı, kendine göre hayatının baharındaydı. Bir evlilik geçirmişti, ancak her şeyi olmamış gibi bir kenara koyacak kadar kendini güçlü hissediyordu. Her sabah 07.18'te uyanır, saatin alarmını 30 saniye çaldıktan sonra kapatır, terliklerine kadar 12 adım atarak uyku mahmurluğunu atmaya çalışırdı. Her gün değişmeyen şeylerden biri uyanır uyanmaz kalktığında kahvesini hazırlamaktı. Bir ölçeğe bir şeker ve azıcık süt, bu ölçü hayatının her günün özeti gibi..      Sabah sayılarla imtihan bittikten sonra kendini bir nebze rahat hissetti. Evden çıkacağı sırada yapacağı en son şeyi unuttu, duvardaki tabloları kendine göre en doğru şekilde hizalamak. Ayakkabılarını giyip anahtar ile kapıyı iki kez kilitledikten sonra yola koyuldu. Köşedeki Kazım Efendiden günlük gazetesini alırken yine bozuk paraları hesaplayıp para üstü olmay...

Mağaradan Çıkamayan İnsanlık

      Başlıktan anlaşılabileceği gibi bu konunun aslı ilk çağlardan günümüze kadar insanlık tarihinin  değişmeyen davranışları olacak. Lüksler zamanla ihtiyaç haline gelebilir. İnsanlar bu lükse ve getirdiği rahatlığa çok kısa sürede uyum sağlayıp bu durumu kanıksayabilirler. Akıllı telefonlar, akıllı saatler, giyilebilir teknolojik aletler, yapay zeka ürünleri binlerce alet günümüzde lüks diyebileceğimiz şeylerden sadece birkaç tanesi. Çok değil 10-15 yıl öncesi bu aletlerin hiçbiri hayatımızda yokken biz eksikliğini bile hissetmiyorduk ancak bugün bu araçlar hayatımızdan çıksa muhtemelen sürüler halinde anti depresan havuzuna düşebiliriz.      Bahsettiğim örnek insanoğlunun ihtiyacı olmadığı şeylere karşı çok çabuk bir şekilde bağımlılık oluşturabileceğini gösteriyor. Peki her şeye bu kadar çok çabuk uyum sağlayan insanoğlunun her özelliği zaman içerisinde değişti mi? Bu soruya verilecek cevaplar, teoriler çok fazla olabilir. Psikolojide bu soruya Ca...