Sızlanıp durmayı hayatınızdan tamamen çıkarsanız yaşamınız ne kadar değişirdi? Mümkün müdür bu?
“Yapılması gereken yalnızca şikayet edip durmayı bırakmak, bu kadar basit.” Gerçekten de o kadar basit mi peki? Şikayet etmek neden bu kadar kötü ki hem?
Sızlanmak doğamızda var. Araştırmalara göre, sıradan bir diyalogda bile iki taraf da hemen hemen her dakikada bir yakınmada bulunuyor. Bunun toplumsal bir sebebi var. “İnsanları, ortak bir memnuniyetsizlikten daha güçlü şekilde bir arada tutan bir şey yoktur.” diye ifade ediyor Traver Blake. “Olumsuz bir paydada buluşmak, arkadaşlık ve iletişim kurmanın en basit yoludur.”
Evrimsel geçişler bizi meşru müdafaamızı yapabilmek adına olumsuzluğa odaklanmamızı sağlıyor. “Bize zarar verebilecek ve öldürebilecek bir şeyle karşılaştıkça, ona karşı gardımızı almaya programlanıyoruz.
”Fakat tüm o mızmızlanmaların da bir bedeli var. Biz söylendikçe, beyinlerimizin problem çözme ve diğer bilişsel fonksiyonların gerçekleştiği alanlarında yer alan sinirsel bağlantılara zarar veren stres hormonları salgılanıyor. Bu durum, başka birisinin hayıflanma ve sızlanmalarını dinlediğimiz zamanlar için de geçerli. “Pasif içicilik kadar kötü bir durum bu; dolaylı söylenme gibi.''
Joanna Wolfe, “Alışkanlıklarınızdan vazgeçmek oldukça zor. Konuşurken kurduğunuz cümleleri hayıflanma nidalarından azat etmeyi denediniz mi hiç? Son derece zor bunu yapmak.” diye belirtiyor.
Öte yandan, bazen de içimizi döküp şöyle bir rahatlamaya ihtiyaç duyuyoruz. İyi geliyor, değil mi? Yapılan bir çalışma, duygularımızı içimize istifleyip tutmanın insan ömrünü ortalama iki yıl kadar kısalttığı sonucuna varmış.
Neyse ki, ketumlukla olumsuzluk abidesi olmak arasında orta yolu bulmanın bazı yolları var.
1. İşe “şikayet”in tanımıyla başlayın.
Örneğin, “dışarısı çok soğuk” bir şikayet değil bir gözlemdir; fakat “dışarısı çok soğuk ve bu şehirde yaşamaktan nefret ediyorum” bir şikayet cümlesidir. Bu noktada neyin ne olduğundan ziyade size ne hissettirdiğidir mesele.
2. Size neyin ne kadar şikayet ettirdiğini tespit edin.
Değişim, farkındalıkla başlar. Tespit ettiklerinizin sayısı sizi oldukça şaşırtacak!
3. Sürekli şikayet eden insanlarla aranıza mesafe koyun.
İlle de dinlemek mecburiyetinde kalıyorsanız, ateşi körüklemek yerine olumlu cümlelerle yanıt verin. Bu noktada Blake şöyle diyor: “Kendinize güvenin, başka birinden duyacaklarınıza ihtiyacınız yok. Bir süre sonra o durmadan şikayet eden insanların sizden uzaklaştığını göreceksiniz, çünkü istedikleri malzemeyi sizden alamayacaklar.”
4. Şikayetinizi çözüme dönüştürün.
Sorununuza öyle hayran hayran uzaktan bakmak yerine bir şeyler yapın. Buna “olumlu şikayet” veya “verimli şikayet” deniyor. Durumu kendi lehinize çevirmeniz mümkün.
5. Ama + Olumlu ifade
Bu öneri “Baktınız söyleniyorsunuz, sonuna bir ‘ama’ ekleyin ve olumlu bir şey söyleyin devamında. İşe arabayla gitmeyi sevmiyorum; ama yine de araba kullanabildiğim ve hatta bir işim olduğu için müteşekkirim -gibi.”
6. “Zorunluluk” değil, “Gereklilik”
“Çocukları okuldan yine ben almak zorundayım.” ifadeniz “Çocukları okuldan almam gerek.” şeklinde olabilir mesela. “Müzmin şikayetçilikten vazgeçin. Olumlu ifadelere ağırlık verdikçe zamanla çok daha iyi hisseder hale geleceksiniz. Başlarda biraz zor ve enteresan olacak fakat siz böyle yapmaya alıştıkça bu da sizin doğal haliniz olmaya başlayacak.”
Toksik insanlardan kurtulma yöntemi onlara olumlu cümleler kurma 🖒. Bir süre sonra negatif enerjilerini de alıp giderler
YanıtlaSilİşe yarar mı? Muamma.
Sil