Ana içeriğe atla

Merhamet Eksiği Olan Bir Süperegoya Sahip Olmak

  Bir insanın yaşadığını nasıl anlarız? En amiyane tabirle, nefes alıp veriyorsa ve hareket ediyorsa, nabzı tepki veriyorsa, o insan yaşamakta deriz. Konuya “yaşamak” kavramıyla girme nedenim; acaba gerçek manada bu hayatı yaşıyor muyuz? Ya da bazı filozof ya da bilim adamlarına göre bir yanılsama içinde miyiz? Bu soruların cevabını büyük ihtimalle insanoğlu var olduğu sürece merak etmeye devam edeceğiz. Ben bugün biraz daha kolay olanı seçiyorum; yeryüzünde nefes alan, nabzı atan her insanı ve kendimi gerçek bir hayatın içinde var olduğunu düşünüyorum. Ne şekilde kabul edersek edelim, insanoğlu her yönüyle çok katmanlı bir yaşam metaforu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ben bugün bu katmanlara yapısal bir alandan bakarak yazımın başlığına dönmek istiyorum: Merhamet eksiği olan bir süperego varlığı...



Her ne tarafa dönsek, insanların faydacı, çıkarcı ve bencil varlıklar olduklarına dair şikâyetlerle karşılaşmaktayız. İnsanlar için işin kolay yanı, evinin önündeki pisliği başkasının temizlemesini beklemek haline geldi. Kendi sorumluluğu olan noktalarda deve kuşu gibi kafasını gömen; ancak kullanılacak bir figüran bulunca yüz metre koşucularına dönen insanlar etrafımızda çokça bulunmakta.

Konunun özüne dönecek olursak; süperego kavramı, bireyin erken dönem yaşantıları itibarıyla gelişmeye başlayan, kişisel olarak her insanda var olan ve bireye ait ahlaki tutumlar olarak ifade edilebilir. Süperego her insanda hacmi ve kimyası farklı olmakla beraber bulunmaktadır.

Yolda yürürken araba çarpan ve yardıma ihtiyacı olan kişiye, o an orada bulunan kişilerin verecekleri tepkilerin çoğu, süperegonun gelişimini bize kısa yoldan gösteren davranışlar olacaktır. Nitekim özellikle şiddet olaylarında, bilhassa kadınlara yönelik şiddet olaylarında insanların çoğu olay yerinden kaçmaya, uzaklaşmaya çalışmakta. Bu verdiğim örnekler hayatın içinden en somut kısımlar. Daha derine inecek olursak, kişinin ilk başta kendine karşı olan bu değerlendirme şekli ne ölçüde yeterli ve sağlıklı?

Merhamet eksiği olan bir süperego, ilk başta kendisini acımasız şekilde yerden yere vurma konusunda hiç imtina etmeyecektir. Daha sonra toplumu hem genel hem birey olarak ayıplamaktan, yargılamaktan ve cezalandırmaktan geri durmayacaktır. Bu kişilerde benlik yapısının oluşumu sırasında duygusal alan ya ihmale uğramış ya da çok katı bir bakım veren tutumuyla karşılaşmış durumdadır.

Bu tarz insanların hayatınızda olduğunu nasıl anlarsınız peki?

  • Aşırı kuralcı davranışların görünür olduğu,

  • Duygulanımın olmadığı ve olaylar karşısında duygusal ifadelere girilmeyen tavırların varlığı,

  • Kırılganlıklarını belli etmemek için saldırgan ve agresif tavırların çokluğu,

  • Tartışmaya girmeyecek kadar kendini haklı görme durumunun varlığı ve tartışma sonrası fikir sabitliği,

  • Bu insanlar için doğru tektir ve kendisi dahil herkes buna uymalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kafeinsiz kahve, Laktozsuz Süt, Aşksız Evlilik.

 İnsanlar bazen kafeinsiz olarak kahveyi tüketmeyi ve laktozsuz olan sütü kullanmayı tercih etmekte. Peki aşksız bir şekilde ilişkiyi sürdürebilmek bu davranışlarla mukayese edilebilir mi?  İnsanlar hem sağlıklı olmak hem keyiflerinden ödün vermemek için bu şekilde davranabilmektedir. ‘Kahvemi içerim ama sağlığıma dikkat ederim’ düşüncesi aslında dramatik bir kopamayışı sergilemektedir. Aynı şekilde gerçek bir şekilde sevmeyen ancak birey olamamış ve çeşitli zevklerinden kopamamış kişiler aşk olmasa bile ilişkiyi sürdürebilmeyi bir tür bağlantıda kalma durumu olarak görmektedir. Bu durumun altındaki bir diğer faktör kişinin cinselliğe ulaşmak istemesinin yanısıra bunun legal ve meşru bir şekilde yapılması zorlantısıdır. Kişi hem biriyle beraberlik ister hem toplumun onu dışlamamasını ister. Bir nevi ilişkinin devamlılığı daha çok ikinci saydığım nedene bağlıdır. İlginç bir çalışmanın sonucunda ise batıda görücü usulü evliliklerin arttığı tespit edilmiş. Bu durumu biraz irdeley...

Şikayet Etmeyi Bir Ay Bırakma Deneyi

Sızlanıp durmayı hayatınızdan tamamen çıkarsanız yaşamınız ne kadar değişirdi? Mümkün müdür bu?         “Yapılması gereken yalnızca şikayet edip durmayı bırakmak, bu kadar basit.” Gerçekten de o kadar basit mi peki? Şikayet etmek neden bu kadar kötü ki hem?         Sızlanmak doğamızda var. Araştırmalara göre, sıradan bir diyalogda bile iki taraf da hemen hemen her dakikada bir yakınmada bulunuyor.  Bunun toplumsal bir sebebi var. “İnsanları, ortak bir memnuniyetsizlikten daha güçlü şekilde bir arada tutan bir şey yoktur.” diye ifade ediyor Traver Blake. “Olumsuz bir paydada buluşmak, arkadaşlık ve iletişim kurmanın en basit yoludur.”        Evrimsel geçişler bizi meşru müdafaamızı yapabilmek adına olumsuzluğa odaklanmamızı sağlıyor. “Bize zarar verebilecek ve öldürebilecek bir şeyle karşılaştıkça, ona karşı gardımızı almaya programlanıyoruz.        ”Fakat tüm o mızmızlanmaların da bir bed...