Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ruh/Beden İlişkisi Ne Kadar Gerçekçi?

      Eski zamanlardan günümüze kadar ruh-beden ilişkisi inanç temelli anlatılmaya çalışılmıştır. Bir insanın ruhunun iyi olması bedenine yansıyacağı ve daha iyi bir hayat yaşayacağına işaret olarak algılanmıştır. Yaşarken somut olarak yaptığı kötülüklerin cezasını ise bu dünyada bile olmazsa ruhlar aleminde yaşayacağına dair bir inanç çoğu topluma yerleşmiş durumdadır.       'Ruh var mıdır? Varsa bizi nasıl etkiler? Bedenle senkronize olabilir mi?' sorulara gelmeden önce felsefe tarihinde sıkça rastladığımız ve aslında ruhtan önce varlığı sorgulanan 'Varlık var mıdır? 'Varsa bilinebilir mi?' gibi sorular aslında insanoğlunun ruh/beden ilişkisini hiçbir zaman tam olarak senkron şekilde düşünmediğini göstermekte. Günümüz toplumunda bile kendisini pozitivist gören insanlar ya da inanç olarak inançsızlığı seçmiş insanlar ruhun varlığını gülünç bulmakta ve insanın diğer canlılar gibi yok olacağını düşünmektedir.      Ruh-beden ilişkisi üzeri...

Bir Garip İnsan

     İnsan hangi yaşta ise ondan önceki zamanı yani diğer yaşlarındaki kendini, daha aşağı bir bilinçte algılamaya meyillidir. Bunun nedenine gelirsek eğer; bu davranış tarzında bulunan bir kişi öncelikle geçmişteki hatalarının nedenini o zamanki yanlış olan kendine bağlar ve sorumluluklarından arınmış olur. Diğer bir neden ise suçluluk duygusudur. Suçluluk duygusu insanı rahatsız edebilir. Suçluluğun bir diğer tanımı halk arasında vicdan azabı olarak geçer. Nitekim aralarında belli farklar bulunmaktadır. Vicdan azabı çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir durumda hissedilir, suçluluk ise telafi imkanı sunabilir. Gerekli ayrımı yaptıktan sonra insanlar suçluluk duygusunun verdiği rahatsızlıktan kurtulmak için eski yaşantısını şu an var olan yaşantısından bilinç düzeyi daha düşük olarak tanımlar. Ve bunun neticesinde suçlarından sıyrılmış olur.       Zaman üzerine konuşurken son sözü bir filmden alıntıyla bitirelim.      ‘20’li yaşlar güzeldi...